Fethullah Gülen Kimdir Nedir?Neden Tasdike Zorlanıyoruz?

 



M. Fethullah Gülen´in şahsî faziletini, Bediüzzaman Hz.lerinin talebelerine ve Nurculukta öne çıkmış kişilere tasdik ettirmeye ihtiyacın nereden doğduğunu bilemiyorum. Nur cemaatlerinin hepsine eşit mesafede olan ve Nurculuk üzerine araştırmalar yapan bir yakınımın yardımıyla aşağıda bazı bilgiler arzedeciğim:

Turancılık fikrine bağlılığından dolayı Said-i Nursî Hz.lerini hayatta iken ziyaret ihtiyacı duymayan sayın Gülen´in 1971´li yıllarda Bekir Berk ile birilikte tutuklu bulunduğu İzmir günleri, nurculuk açısından önemlidir. Çıkarıldığı askerî mahkemede Nurcu olmadığını ve Said-i Nursî ile O´nun kitaplarıyla belli bir bağlılığın olmadığını zabıtlara geçiren M. Fethullah Gülen´in ille de Nurcu diye takdim edilmesi, büyüklüğünün nurcularca tasdike kalkışılması tuhaf bir şey.

Millî Selamet Partisinin kıymetli günlerinde, selametçi işadamlarıyla Ege´de birlikte çalışan ve bu istikamette onların organizeleriyle Anadolu´yu konferanslarla dolaşan Hoca´nın o günlerde daha çok siyasal islam çizgisinde yürüdüğünü, o günleri yaşayanlar bilir.

İlk çıkardığı Sızıntı dergisinde, Said-i Nursî´den yaptığı alıntılarda isim vermeyen ve sözkonusu alıntıları sadeleştirerek birçok nurcunun tepkisini çeken sayın Gülen´in, Said-i Nursî ve kitaplarını ta o günlerden itibaren kullandığı ortadadır. 12 Eylül ihtilalinde, resmî teröristlerle birlikte aranan listelerde sokaklara asılan Gülen´in buna rağmen ihtilali öven ve haklı gösteren yazılarını yine Sızıntı dergisinde bulabilirsiniz. Jandarma ve Polisçe aranmakta iken Turgut Özal vasıtasıyla devletle barışan Hoca´nın birden bire İstanbul´un meşhur camilerin kürsülerine çıkarılması hadisenin arka plânını bilmeyenlerce yadırganabilir.


Devlet Hocaefendi´yi Körfez Savaşında da kullanmış, Saddam´a karşı İsrail´i kollayan vaazlar vermiştir. (Scut füzeleriyle ilgili)
Hocaefendi gerek Türkiye´de, gerek Türk ülkelerinde ve gerekse diğer bazı ülkelerde açtığı okullarda resmî ideolojiyi oradaki talebelere okutmuş, İstanbul´dan Ortaasya´ya kamyon kamyon büst gönderilmiş ve oradaki çocukların iyi bir atatürkçü olarak yetiştirilmesine çalışılmıştır.

Risale-i Nur´u sadeleştirme hususunda sayın Gülen´i en hızlı tenkid edenlerin (sayın Badıllı, Sungur, Yeğen ve Bayram gibi) şu bölgede Hocaefendi hayranı olarak gösterilmelerini anlayamıyorum. Yoksa Fethullah Gülen Said-i Nursî´nin yerine geçecek bir dinî lider olarak mı düşünülüyor. Halbuki sayın Gülen, her defasında nurculuğu inkâr etmiştir.

Nurcuların M. Fethullah Gülen ile ilgili kaygıları, onun taakib ettiği dinî ve siyasî çizgilerdir. Nurculuğu da kullanması, Risale-i Nur hareketine ve Said-i Nursî çizgisine zarar veriyor, kanaatine yolaçıyor. Bütün zulüm, hapis ve idam yargılamalarına rağmen Türkiye´de kalmayı tercih eden Nursî´ye bedel, sayın Bülent Ecevit´in teşvikiyle Amerika´ya giden Hocaefendi arasındaki farkı konuşan nurcular, Gülen´in DSP´ye desteğini de hâlâ anlayabilmiş değiller. Eğer yurtdışındaki yardımlar ise hocanın meyli, sayın Özal, sayın Demirel ve diğer siyasetçiler de yardımlarda bulunmuşlardı.

Amerika´ya giden sayın Gülen´in; meşhur Paul Wolfowitz´in idarecilik yaptığı okul´da “Dünyanın Sonu” teorisinin sahibi yine Meşhur Francis Fukuyama başkanlığında, Washington´da Abant Platformunu icra ettirmesi, hadisenin lokal boyuttan global boyutlara taşındığını gösteriyor.

Daha önceki toplantılarda kısmen de olsa Said-i Nursî´nin arkasına gizlenen Gülen´in artık ılımlı islam ile tek başına sahneye çıktığını hepimiz görüyoruz. İngiltere Lordlar kamarasındaki meşhur toplantı bu istikamette atılmış önemli bir adımdır. Sayın Gülen´in Amerika nezdindeki pozisyonu, Rusya eski devlet başkanı Putin´i rahatsız edince, Rusya´daki ateistler Risale-i Nur´un yasaklanması girişimi başlattılar. Esasında bu yasak, nurcu olarak bilinen Zaman gurubuna karşı bir tepkiydi. Bu tepkiden de eski dinsiz feylosoflar ve bilhassa pedagoglar yararlandı.

Said-i Nursî ve talebeleriyle M. Kemal, Süfyanlık ve Deccal meselesinde taban tabana zıt hareket eden M. Fethullah Gülen´in tevazuu, takvası, zühd ve feragati tebrik ediliyor. Yukardan beri sıraladığımız hususlarda sözkonusu zatların M. Fethullah Gülen´i tasvib edeceklerini hiç zannetmiyorum. Ayrıca; M. Sungur´un oğlu M. Nur Sungur ile, Said Özdemir´in oğlu Prof. Kemalettin Özdemir ile ve M. Nuri Güleç´in (Fırıncı olarak biliniyor) damadı Cemal Uşşak ile Hoca´ya olan bağlarını da gözardı etmemek gerekiyor.

Nurcular, Fethullah Gülen meselesini daha çok bir tarikat çerçevesi içinde algılarlar. Evradı, münasebetleri, okuduğu kitapları ve şekilleri tamamen nurculuktan ayrılır. Kanaatimce Zaman veya Gülen gurubunu, Menzil gurubu tarzında değerlendirmek gerekecek. Risale-i Nur´u okuyan, dost bir tarikat…

Fethullah Gülen hareketini nurculuk hareketi olarak lanse edenler, ya Risale-i Nurlarla Zaman gurubu arasındaki tezatları bilmiyorlar veyahut Fethullah Gülen ile Said-i Nursî´yi karşılaştırmıyorlar. Rejim ile barışık, tesettür derdi olmayan, dünya bankalarıyla arası gayet iyi olan, yeri geldikçe Atatürk´ü öven ve Yahudilere olabildiğine yakın duran bir cemaatin nurculukla karıştırılması bilgisizlikten ileri gelmiyorsa, lokal veya global projelerin gereği olarak yapılıyor, olabilir.

Evet, yakınımdan aldığım bilgiler bunlar. Bana kalırsa Fethullah Hoca´yı nurcu olarak ortaya böyle sürenler, ona da kötülük yapıyorlar. Eğer, nurculukla fethullahçılık böyle karıştırılırsa, Hocaefendi hakkında araştırma yapan daha başkaların bilgilerini de buraya getirme mecburiyetinde kalacağım. Hoca Efendi kendi tarikatında, hizmetinde ve dünyasında çalışsın, Nurcular da Risale-i Nur´un dünyasında çalışsınlar ki karışıklık olmasın. Hacı adaylarımızın yola çıktığı bu mübârek günlerde gıybetlere kapı açacak ve müslümanları üzecek şeyler de yaşamayalım. Hem bilirsiniz ki, Fethullah Hoca´nın nesi varsa Risale-i Nur´dan alınmadır. Şiirleri hariç...



http://www.saidnursi.de yazıda nurcular bir hayli yorumda bulunmuşlar...

Fethullah Gülen´i tasdik ettirme çabaları

Yorum Yaz